VETERİNER HEKİMLER DERNEĞİ

Veteriner Hekimler Derneği olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde  kabul edilen İklim Kanunu’nu mevcut haliyle yeterli bulmuyoruz.   Kanun, ağırlıklı olarak emisyon ticaretine ve karbon piyasasına odaklanmakta, ancak iklim değişikliğinin insan, hayvan, bitki, çevre ve ekosistem sağlığı üzerindeki çok yönlü ve yıkıcı etkilerini göz ardı etmektedir. Bu durum, kanunun kapsamının stratejik ve sürdürülebilir bir perspektiften yoksun olduğunu göstermektedir.

1. Sağlık ve “Tek Sağlık” Kavramının Kanunda Yer Alması Gereklidir

İklim değişikliği yalnızca çevresel değil, aynı zamanda bir sağlık krizidir. Artan sıcaklıklar, kuraklık, sel, yangın gibi ekstrem iklim olayları biyolojik çeşitliliği tehdit etmekte; zoonotik hastalıkların yayılımı artmakta; yeni enfeksiyonlar insan, hayvan ve bitki sağlığını tehdit etmektedir. Bu nedenle yasa metninde “sağlık” ve “tek sağlık” kavramlarına açıkça yer verilmeli, bu yaklaşımlar kanunun temel bileşenlerinden biri haline getirilmelidir.

2. Tarım ve Hayvancılık Sektörü  Göz Ardı Edilmiştir

İklim değişikliği özellikle hayvancılık ve tarım sektörleri üzerinde doğrudan ve yıkıcı etkiler yaratmaktadır. Sıcaklık artışları süt verimini düşürmekte, yem bitkisi üretimini azaltmakta, üretim maliyetlerini artırmaktadır. Ancak kanun, bu sektörlere yönelik somut politika ve destek mekanizmaları içermemektedir. Kanunda mutlaka:

  • Hayvancılık ve tarım özelinde ayrı başlıklar açılmalı,
  • Geçiş sürecini destekleyici mali ve teknik araçlar tanımlanmalı,
  • Küçük ve orta ölçekli üreticilere özel teşvik ve koruma mekanizmaları oluşturulmalıdır.

3. Hayvancılık Sektörü Yalnızca Emisyon Kaynağı Olarak Değil, Çözümün Parçası Olarak Değerlendirilmelidir

Hayvancılık sektörü metan salınımı yönünden değerlendirilirken, biyogaz üretimi, mera alanlarının karbon yutak kapasitesi, organik gübre yönetimi gibi pozitif katkılar da dikkate alınmalıdır. Bu sektörü yalnızca cezalandırıcı bir anlayışla değil, dönüştürücü ve destekleyici politikalarla ele almak gereklidir.

4. Kanun Hazırlık Sürecine İlgili Meslek Odalarının Katılımı Sağlanmalıdır

İklim Kanunu, tarım, hayvancılık, sağlık ve çevre alanlarında uzman meslek örgütlerinin katkısı olmadan hazırlanmıştır. Bu durum, saha gerçekliklerinden uzak, soyut ve uygulanamaz hükümlerle dolu bir kanun ortaya çıkmasına neden olmuştur.

5. Zoonotik Hastalıklar ve Vektör Kaynaklı Salgınlar Artmaktadır

Küresel ısınma nedeniyle farklı vektör kaynaklı hayvan hastalıkları yaygınlaşmış, pratikte karşılaşılan zoonotik hastalıkların oransal olarak %61’in çok üzerine çıktığı gözlemlenmiştir. Bu durum yalnızca hayvan sağlığını değil, gıda güvenliğini ve insan sağlığını da doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle taslakta zoonozlara karşı izleme, erken uyarı ve mücadele sistemlerine ilişkin hükümlere mutlaka yer verilmelidir.

6. Arıcılık ve Tozlaşma Ekosistemi Göz Ardı Edilmemelidir

Dünya arıcılığında ikinci sırada yer alan ülkemizde, insan gıdasının %35’inin arı tozlaşmasına bağlı olduğu düşünüldüğünde; iklim değişikliği sonucu ortaya çıkan sıcaklık artışları arıları doğrudan ve dolaylı yollarla tehdit ederek ekosistem ve gıda üretim sistemlerini riske atmaktadır.

İklim Kanunu kapsamında, arıların ekosistem ve tarım için kritik rolü göz önünde bulundurularak:

  • Pestisit kullanımının sınırlandırılması,
  • Doğal yaşam alanlarının korunması,
  • Yerli arı türlerinin desteklenmesi önemlidir.

Ayrıca, iklim dostu tarım uygulamaları teşvik edilmeli ve arı sağlığına yönelik bilimsel araştırmalar desteklenmelidir. Çünkü arıların varlığı, insanlığın geleceği için kritik öneme sahiptir.

7. Bilimsel ve Sektörel Dayanaklardan Yoksun, Denge Unsurları Eksik Bir Kanundur.

Mevcut kanun, yalnızca piyasa temelli araçlara (karbon ticareti, sertifika sistemleri) odaklanmakta; ancak bu sistemlerin küçük üreticilerce nasıl entegre edileceği, sürdürülebilir gıda arzı açısından nasıl bir dönüşüm gerektirdiği belirsizdir. Oysa üretim sistemleri ve halk sağlığı doğrudan etkilenmektedir. Bu nedenle kanun:

  • Sadece piyasa odaklı değil, insan ve toplum refahını gözeten dengeli bir yaklaşımı benimsemeli,
  • Kırsal yoksulluğu önleyici sosyal politikaları içermeli,
  • Hayvancılığın geleceği için düşük karbonlu üretim modellerine geçişi teşvik etmelidir.

Sonuç

Veteriner Hekimler Derneği olarak bizler, kanunun mevcut haliyle iklim krizine karşı etkili ve bütüncül bir mücadele için yeterli olmadığını düşünüyoruz. İklim krizinin sağlık, gıda güvenliği, hayvancılık, tarım ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkileri göz önüne alınarak, yasaya  bu alanları kapsayan somut, uygulanabilir, bilimsel temelli hükümler mutlaka eklenmelidir. Aksi takdirde yasa, yalnızca çevre değil halk sağlığı ve ülkenin gıda güvencesi açısından da büyük eksiklikler barındırmaktadır.